Sırayla Darbe!

26 Temmuzda Ankara’da Olmak

Darbeye karşı mıyız? Değil miyiz?

Sokrates’i düşünüyorum; ya filozoflar yönetsin, ya yönetenler filozof olsun dediği için.

Ve 1500 kişilik Atina meclisini; sırası gelenin alındığı, herkesin kafasına göre konuştuğu ve parmakların kaldırılıp Sokrates’in zehir içmeye mahkum edildiği meclisi…

Tarihi hata yapan meclisi…

Öncelikle Türkiye’ye dönelim. Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran meclistir ve bu meclis Ankara’dadır…

Türkiye’de ki kafa karışıklığını yaratan meclistekilerin bir bölümünün asker ya da asker kökenli olmasıdır. Ama tamamını bu askerler oluşturmadığı gibi ilerici kararlar alınmasına tek başlarına karar vermedikleri de kesindir…

İlerici kararları alanda aynı meclistir…

Yine Türkiye’den devam edelim; 1920’de askerler siyasetle de ilgilenmişler, hatta aktiftirler… şimdiki askerler? Eğer onlarda çok biliyorlarsa siyasetle ilgilensinler… çıkarsınlar üniformayı, bıraksınlar silahlarını, emir komuta zincirini… sonra otursunlar istedikleri gibi partileşip mecliste yerlerini alsınlar… istedikleri gibi konuşsunlar.

İlerici kararlar alınmasında rol oynasınlar.

Yok öyle eline silahı alıp, meclis kapısına dikilip burası benim demek…

1960’ta denendi, 1971’de denendi, 1980’de yeniden denendi… 28 şubatta bir kez daha…

Darbelerin tek tek analizini yapmaya gerek yok, her darbede Türkiye biraz daha geriledi, demokrasiden kaybetti, özgürlüklerden kaybetti. Her darbede halk biraz daha siyasetten uzaklaştı… halkı kaybetti.

Halkı AKP gericiliğine kilitleyende bu değil mi?

Türkiye’de yurttaş eğik bükük yazısıyla, başına başlık – soluna tarih – sağına imza atmadan ve belki Türkçe bile yazmadan dilekçesini-şikayetini yazar, hükümetine gidemiyorsa onun temsilcisi valisine, ona gidemediyse onun temsilcisi muhtarına gider ve verir… işte bu noktada halkla hükümet didişmeye başlarsa ortaya AKP çıkar ve büyüdükçe büyür…

AKP ile mücadele etmek tabi ki ilericilerin işidir, demokrasiden, hürriyetten dem vuranların işidir…

Bunun yolu da bellidir; 26 Temmuz’da 70 milyon adımın arkasından Ankara’da olmaktır… aksi ikiyüzlülüktür, demokrasiye inanmamaktır.

Çünkü;

Atina’lı yurttaşların 1500 kişilik Atina meclisine girmek için sırada beklediği gibi Türkiye’de de birileri darbe yapma sırası bekliyor…

Onlarla da bir hesabımız olmalı ve görülmeli…

Not; 1920’ler de ilerici kararlar alarak seçme ve seçilmeyi sağlayan, medeni hukuka uyum sağlayan, kadını erkeği ile yurttaşını özgürleştirmeye çalışan Türkiye’de, 2008’de hala; eşcinseller insan gibi yaşayamıyorsa, vicdani ret tanınmadığı gibi birde ret edenler hapse atılıyorsa, basın emekçileri ölümle beraber yaşıyorsa, %10 seçilme barajı varsa, kıyafeti yüzünden çocuklar okula gidemiyorsa, diller kısıtlanıyorsa… hiç mi suçlu yok?

Yayınlandı: on Temmuz 25, 2008 at 12:59 am Yorumlar Kapalı