Rock Müzik ve Siyah

Hayata başladığımda düştüğüm ikilem, içinde yaşadığım ‘sevgi’ furyasının ilk gençlik yıllarına gitti neden ‘siyah’ neden ‘hüzün’ diye sorgularken kendimi.

Bilmediğim bir şey itmişti beni ‘oduncu gömlek’ giymeye. Üstelik siyah olacaktı. Kot pantolonla beraber botlarım olmalıydı, kalbim gibi giyinmeliydim.

Bayram öncesinde küçük çocuk ellerimle babama ‘siyah’ kot arattığım gün geldi aklıma, hiçbir şey bulamayıp ta eskisini ‘giymek’ üzerine olan ısrarım yadsınmıştı ailede, ‘bu çocuk kime çekti’ diye söylenmişti babam, şimdi özlediği ‘oğlundan’ söz ediyordu yanında olmasının verdiği rahatlıkla.

Madonna’nın özgür seks içeren dergisi yayınlandığında artık sesinin kalmadığını söylerdi müzik hocamız. 80’li yıllardan kalma La İsla Bonita’ ya karışan bir ‘Take a Bow’ çıkmıştı ki ardında Nirvana’nın ‘About a Girl’ ü Mtv’de döndükçe onlara karışan bir disko havası hatırlar olurum Push on Feeling gibi ya da country parça Cotton Eye Joe gibi…

Madonna nedense yıllar sonra sesinin ne kadar güçlü olduğunu ispat edecek yeteri kadar ‘yeni’ üretti… Takvim bir hayli ilerlemişti, Milenyum yaklaşmış Rock artık kendini rap ve sulh çatısına ittirmeye gayret ederken Metal müzik devlerinin senfoni çabalarına karışmıştı ‘yeni’ özlemleri…

Birde Türkiye gerçeği vardı ki çok geçmemiş Türkiye de kendini ‘senfoni’ merakına salmıştı Bulutsuzluk Özlemi tarafından. Murat Yılmaz Yıldırım’ın artan çığlığı birkaç yıl sonra Milenyum patlamasına karışmıştı. Kızıllaşmıştı kostümler.

Rock merakıma ‘türkü-protest’ sesler eklendikçe alternatif arayışların sessizliği sırasında ‘Cambaz’ isimli parçayı duymuştum, yeni bir grup diyordu genç çocuk, kesin dinle diye, lise çağlarıma uzandığımı bilirim o gün ‘Mor ve Ötesi’ ne yeniydi ne de eskiyecekti, siyahları atmış ‘mavi parlak’ gömleklere sığınmışlardı ‘kentli’ sahnelerde. Pişman olmuş olacaklar ki çabuk özür dilediler ‘Büyük Düşler’ isimli albümleri ile ‘dinleyiciden’

Soğuk kış akşamların karanlığında sıcak tutan ‘oduncu gömlek’ giymenin zorlaştığı 2000 öncesinin yalnızlığında ‘şarap leblebi’ etkisi ile zorla ‘hüzün’ arayışlarımın yansımasıdır belki bugünkü alışkanlıklarım…

Hard Rock’ın ‘siyah’ tutkusuna olan karşıt; renkli ‘punk’ giyimin artık ‘popüler’ olmasından mı bilinmez. Hatta 13-14’lü yaşlarda kafam basıyor muydu bilmem ama 16 yaşındayken odamın duvarına ‘siyah-boncuk-hüzün-müzik’ yazdığımı hatırlarım, duvarları siyaha boyama girişimim babam tarafından engellenmişti ‘evi haraya çevireceksin’ diye.

Şiddet ülkemde kol geziyordu elbet, bir yerlerde birileri öldürülüyor, her bir ölüm haberi ‘tepki’ çığlıkları arasında timsah gözyaşlarının aldatmacasına bırakıyordu kendini. Ne aldatmacanın içinde olmak lazımdı ne de şiddete karışıp yuvarlanmak. Karşı gelmenin öte ki adı da ‘siyah’ olmalıydı. Koşulsuz ‘asilik’ vardı özünde, başkaldırdığı ise ‘savaş-şiddet-eşitsizlik-ayrımcılıktı’

Hatta ‘ölüm’ haberleri kimi zaman sevince bırakırdı ki kendini, bazen alkış bile bulurdu ‘resmi’ öldürmeler. Gurur abidesi gibi yükselirdi, çatışma yanlıları, çatışmacıları vurdukça.

Sessiz kalmak, çekilmek, susmak gerekirdi. Nasılsa ‘siyah’ bir sessizlikti bu, bir gün hesabını verirdi ‘medeniyet’ yoksul bıraktığı insanların acı öfkesine. Çatışmadan yaşanmalıydı başkaldırmalar, ahlakı olmalıydı, sel gibi ezip geçmemeliydi ‘acı öfke’ yeni bir çatışma dozunda…

Bir dönem benden fazla siyah olduğu için kıskandığım Funky C nin siyahlığında şüphesiz ‘Rock’ etkisi en az safhadaydı. Rap ile başlayan yaşam onu hip-hop un mavi düşük beliyle törpülerken milenyum çoktan geçmiş ‘moda’ kendini kaybetmişti giyinmek üzerine. Giyinmemekle olan çılgınlığını toplumun tepkisi ile sınırlı tutan ‘düşük bel’ furyasının yasaklanması bile hala ‘kilise’ günlerinde olduğumuz gerçeğini anlatabiliyor çok basit…

Metal karmaşa ruhum ‘Çelik’ öfke söylemine dönerken aradan geçen yıllarda edindiğim tek siyah deneyimin ya da ispatın ne söylenirse söylensin ‘hüzün ve isyan’ olduğu üzerinedir ki; ‘aşk’ üzerine yaşanan yaşamsal mutluluğuma karıştı gitti ‘siyah’ sevdam kendini ‘yeniliklere’ ezdirirken. Elimde kalan tek hikâye ‘kültürüdür’ siyahın. Daha fazla sevmek, daha fazla üretimdir.

daha geniş bilgi için www.sanatsozluk.com adresine bakabilirsiniz…

Yayınlandı: on Nisan 27, 2008 at 2:17 pm Yorumlar Kapalı