
Türkiye Kyoto Protokolünü imzalamak üzere…
Yıllardır sanayisini geliştirememiş bir ülkenin, sanayisini tüketmek için attığı geniş bir adım bu. Çevreci üretime şüphesiz karşı değiliz. Hatta üretim, çevre bilinci ön plana alınarak yapılmalı.
1. bölümde karbon borsası ve kapitalizmin çevre ile dalga geçtiğini vurgulamıştım.
Burada ikinci bir noktaya çıkacağız.
Anarşizm, çevre-üretim bilinci ve Kyoto…
Şüphesiz ne bu yazı burada bitecek ne de bu konuda ki hareketimizi sınırlandıracağız.
Öncelikle anarşizmin konuyla alakasına girelim. Anarşist hareket bilinen en büyük gerçekle devlet ve örgüt teorili bütün hareketlere karşı. Bu noktada kapitalizmle ortak bir paydası var zira devletlerden şikayet eden en önemli unsur kapitalizmdir. Çünkü devlet, kapitalizmin önünü tıkayan bir güçtür.
Burada devletin kapitalizmden yana tavır alması bir başka boyut, devletin çevreci uyumu gözetmesi bir başka boyut.
Anarşist hareket devletsiz bir çözümde hangi üretim kaynağını hangi çevreci bilince yönlendirecek? Bu üretim kaynaklarının ortaya çıkardığı potansiyel verim nereye gidecek…
Kaldı ki, kapitalist unsurların üretim sahalarını sınırlandırmak ve kendi üretim kaynaklarını meşru hale getirmek için ortaya çıkardığı Kyoto, çözüme ne katkı sağlamış?
Daha mobil santraller üzerine herhangi bir çalışma yapmayan Türkiye sanayisinin yöneldiği nükleer santral projesi ile çevrede ortaya çıkacak kirliliğin boyutu büyük olacak, şüphesiz Kyoto Protokolü nükleer santral projesine herhangi sınırlama getirmeyeceği gibi, bu konuda ki sınırları da bir şekilde aşacaktır.
Kapitalizm üretim koşullarını ve üretimi şekillendirirken önüne çıkan engelleri bir şekilde aşmayı başarıyor. Tersane örneğinde açıkça gördük. Sadece bir kaç gün kapalı kaldı tersane. Ardından üretime tekrar başladı.
Pirinç krizinde de yaşadık.
Tufanbeyli santralinden HES inşaatlarına, sorgun ormanlarından nükleer santral tartışmalarına kadar bir çok noktada çevre bilincinden yoksun yapılanmaları görüyoruz. Bunlara teker teker eğildik, daha da eğileceğiz.
Yalnız burada, kapitalizmin bekçiliğini yapan anarşist hareketin ortaya çıkardığı üretim bilinci taşımayan, sözde çevreci kitlenin sınıf vurgusundan uzak devletsizlik teorisi ile beslediği ve devletin çevreci önlemler alması yerine kapitalizmin kurallarına devleti uydurmak akıllıca bir çözüm değil… sadece anarşistler mi? Ya sosyalistler!
Buna alet olmak ise ayrıca bir derttir, düşünülmeden üretilmiş çözüm, çözüm değil sorundur…