Gökyüzü Barıştan Yana…

Gökyüzü boyanmaz, ne kadar istesen de mavidir…

Sis basar görünmez ama oradadır, mavidir-beyazdır-siyahtır seni bekler. Dağılsın sis, seyret beni diye. Gökyüzüdür, bilmez ne acılar çekildi sisin altında, bildiğimiz gökyüzüdür.

Zihinlerden kazımak istediler, zihinlerden silmeleri lazımdı.

Silsinler ki; sabah-akşam köle gibi çalışsınlar, hasta hanelerde inim inim inlesinler, geçinemesinler, okulları-yolları olmasın ama camileri bol olsun…

Sormasınlar…

Zihinlerden silmeleri lazım ki; avrupanın çini, amerikanın yosması, militarizmin esiri olsunlar.

Yer göstersinler orada halay çeksinler o da izin verdikleri, gerisi çalışmaya devam etsin, sormasın…

Sürünsün!

Nasıl bir anlayıştır ki, yerde ki bir kıza koşup tekme atacak kadar öfkeli ama çıkıp ben attım o tekmeyi diyemeyecek kadar korkak…

Nasıl bir anlayıştır ki, elinde karanfil halay çekip yürüyene, su sıkacak, gaz bombası atacak, copla saldıracak kadar şiddet yanlısı, demokrasi ve özgürlükten bahsedecek kadar sahtekar, barıştan bahsedecek kadar iki yüzlü, suçsuzum diyecek kadar utanmaz.

Gökyüzü mavidir, acı yağmaz gökyüzünden yağmur yağar, gökyüzü sisle kaplansa bile oradadır, sisin ardında, göremez onlar gökyüzünü, göremezler çünkü hasta haneye gaz bombası atacak kadar körlerdir.

Duygusuzdur, işçinin ödediği vergi ile maaşını alıp ekmeğini yedikten sonra, bak sana neler yaptım diye böbürlenecek, ortalıkta salına salına gezecek kadar ruhsuzdur.

Zafer kazandım diye düşünecek kadar ilginçtir.

Sorsa biri, kime karşı kazandın zaferi; işçiye, köylüye, yoksula, işsize karşı kazandım, panzerlerle geçtim üzerlerinden, su sıktım…

Gökyüzü mavidir, sisin arkasındadır, beyazdır-siyahtır, gökyüzü barış yanlısıdır… kimi zamanda kızarır, kırmızı olur, kan kırmızısı değil, barış kırmızısıdır… karanfil kırmızısıdır

Gökyüzüdür, orantılı-orantısızı yoktur barışı çağırırda sisin ardındadır, uçsuzdur, bucaksızdır…

Yayınlandı: on Mayıs 1, 2008 at 11:26 pm Yorum Yapın