Vazgeçtim teğmen olmandan çavuş olsan kafiydi… öyle diyordu hasta, dönmüş bana bakıyor. Hiç olmazsa görseydi. Son arzu, son istek… gülümsemekle yetindim…
Herhalde çavuş olsaydım, Mehmet Bal’ı görseydim, ne oldu neyin var, nerden düştün diye sorardım…
Geçmişin içinden anıları çıkarmak çoğu zaman zor oluyor…
Sigortacılık yaptığım zamanlarda, ne işim vardı bilmiyorum iş hanlarından birinde çay ocağı da kapalı olunca çay bulamamıştım, o zaman gördüğüm ESP tabelasının olduğu bürodan çıkan birine sormuştum çayınız var mı diye… yok deyince, payıma düşen, onun verdiği, bir bardak suyla idare ederken söylendim adama; çaysız sosyalist mi olur?
Herhalde o zamanlarda görseydim Mehmet Bal’ı ona da sorardım; sopa yemeyen vicdani retçimi olur?
İnşaat işleri yaparken hasbel kader bir şeyler tuttursaydım, siyasetle daha akıllı ilgilenseydim, kapitalizmin iyi bildiğim çarklarında kaybolmak yerine gerekenleri yapsaydım herhalde bir yerlerde göbeğimi kaşırken Mehmet’i gördüğümde başka işin mi yok senin, bak ne güzel istikrarda var derdim…
Ya da haklı çocuk, izin vermeyen utansın türünden demokrasi söylemine sığınırdım…
Söylemekte sınır yok çünkü, istediğiniz gibi konuşabilirsiniz, işin sonucunda şaka yaptım demekten yahu ben vicdani retçilerin her gün dövülmesi gerektiğini de söyledim başka bir yerde demeye kadar bir çok alternatif var yedekte çünkü… o yüzden konuşmanın sınırı yok…
Kim bilir belki teori üretirdim, sınıfsal direniş ve örgütlenme faaliyetlerinin sıkı ve disiplinli olduğu düşüncelerin başarıya ulaşacağına dair, hatta birde öneri koyardım ortaya sınıf bildirisi ile başlayan ardından direniş öyküsüyle betimlenen ve örgütlü olmanın gerektiğini izah eden süslemelerle…
Manifesto!
Yaşasın!
Bizde işkenceye uğradık, bizde sopa yedik, bizimde yüzümüze kan oturdu!
Geçmişin taze anılarında dolaşırken, niye bilmiyorum askerliği tecil ettirme süreciyle alakalı alakasız onlarca şey geçti gözümün önünden…
2000 yılına, yani milenyum kutlamalarında askerde olmak istemediğim için tecil ettirdim… biraz abartmışım yıl 2008 oldu…
O yıllarda herhalde kesinlikle Mehmet’e süpersin, bir kutlama için bu kadar sopa yenir mi ki derdim…
Hiçbir şey yapmazdım ama!
Herkesin kendince bir ifadesi vardır ret etmenin… o da onlardan biri, sıkıntısını yaşayan biri… geçmiş olsun…