Eurovizyon ve Deli

Türkiye yeni bir eurovizyon milli davasını daha atlattı. Geçmiş olsun.

Öncelikle; yarışmayı yıllardır çılgınca bir milli kaprisle sunan, sadece Türkiye değil Azerbaycan’ın da oylarını takip eden, barış-kardeşlik-sevgi temelinde ortaya çıkan evrensel müzik kurallarını hiçe sayıp, nerdeyse kim düşman kim dost öğretmeye çalışır gibi bir aymazlık yapan sunumu kınıyorum.

Nihayetinde 40’ın üzerinde ülkeden müzisyenlerin katıldığı, eğlencenin doruğa çıktı bir geceye ve daha bir çok organizasyonu milli çılgınlıkları ile süsleyen ve dışlanmış psikolojisi ile salt müziğe özgü kulak aşinalığı ve hissetme kavramlarını yok sayan zihniyetlerin Türkiye’de belli belirsiz eleştirilerinin kirlettiği endüstride yaptığı yorumların bedelini kendine güvensizlikle ödeyen Türkiye gençliğinin kaldığı bu psikolojik baskıdan açıkça rahatsızım.

Mor ve Ötesi’nin Türkçe müzik yapmak ile hedeflediği noktanın, kim düşman kim dost zihniyeti güdenleri beslemediği çok açık. Bu konuda ki sorumlu davranışlarının kutlanması gerektiği gibi neredeyse her yıl aynı platformda kim dost kim düşman ayrımı yapmaya çalışanların kınanması boynumuzun borcu oldu.

Her şeyden önce eurovizyon müzik ve şov kelimelerinin yan yana gelerek formatını oluşturduğu bir eğlence ve paylaşım platformudur. Hiç kimsenin aşağılamaya hakkı olmadığı gibi hiç kimsenin de kimi kültürlere saldırmak için fırsat bulduğu bir gece değildir.

Yarı final gecesinde elde ettiği sonuçla, yarışma sonucunda yeri aşağı yukarı belli olan ama sahne şovunu ciddiyetle ve müzikle bağdaşır bir biçimde sergileyen Mor ve Ötesi bir kez daha çizgiyi aştığını göstermiştir.

Sahnede heyecanlanan, varlığını hissettiren, zıplayan ve müziğini sergileyen bu grup yine takdir edilesi bir iş çıkardı ortaya.

Sevgimiz onlarla daim.

Yine de her yıl olduğu gibi bu yılda, bir eğlence organizasyona milli çılgınlığımızı seferber ettiğimizi düşündüğümüzde, Türkiye’de yaşan bu efsane gösteriyi irdelemeden duramayız.

Bir ara Türkiye’de hiç kimsenin önemsemediği, varlığından bile haberdar olmadığı bir noktaya gelen yarışmaya dair çocukluğumuzu düşündüğümüzde aklımıza ilk gelen nasıl bir mit haline geldiği ve üzerine herkesin bir şeyler söylediği, dünyaya olan düşmanlığın pompalandığıdır.

Elde edilen başarının ardından yine Türkiye’de bir kısım insanların yapınca oluyor demeye başladığı gösteriyi, Avrupa gençliğinin eğlence ile geçirdiği bir gece olarak gördüğümüzde, bizim büyüklerimizin, eğlence platformunu genişletip, gençlerin katılımını sevk etmek yerine, milli davayı sürdürmeye çabalamasını anlamak zor değil.

Öğrenci şenliklerini dahi anlamsız bir milliyetçi argümanla dışlamaya çalışan zihniyetin böyle bir geceye dahi milliyetçi damga vurmamasını beklemek şaşkıncadır…

Türkiye gerçeği budur… eğlencelerde dahi bir köşede oturup düşmanları saymak…

Yayınlandı:  on Mayıs 27, 2008 at 8:20 pm Yorumlar Kapalı