İsmail ağa cemaatinin yaşadığı mahalledeki sokak isimlerine takılmış herkes son zamanlarda. Cumhuriyet çıkmazı, Tayyip-Fetih sokak başlıcaları…
Türban ya da laiklik çıkmazı ile kafası karışan insanların laikliği cumhuriyete, türbanı da Müslümanlığa endekslemesinin sonucudur bunlar.
Kapitalizmin çürümüş ilişkilerini her yerde görebiliyoruz; mesela Hıncal Uluç’un oynanacak bir maç için sonucunun siyah bir çantaya bağlı olduğunu söylemesinden, tacize uğrayan 14 yaşındaki kızına aman sabret bize ev alacak diyen anneye kadar…
Kapitalizm bir şeyi yarattıktan sonra ondan şikayet etmeyi de sever; mesela ortaya saldırgan pitbul cinsi bir köpek çıkartır, saldırdıktan sonra suçu yine hayvana atar, çözüm üretir hayvanı öldürür!
Kapitalizmin Türkiye’ye özgü karmaşıklığı ise gecenin bir yarısı mahkemeden karar çıkarttırıp Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının posterini indirtecek kadar hassas olanların, koskoca televizyon kanalında Deniz Gezmiş’in mektubundan para kazanmaya çalışanlara gıkını çıkaramamasıdır.
Gelinlikle barış yolculuğuna çıkan bir kadını Türkiye sınırında gören herkesin, bu kızın başına kesin bir şey gelir diye hemfikir olduğunu görünce, aman be ben gidiyorum bir dağa, orada ereceğim ne haliniz varsa görün diyen arkadaşlar anlayabilecektir bu satırların ne anlama geldiğini…
Allah Allah nidaları ile olur olmadık yere (mesela bir siyasi parti dahil olmak üzere) elinde sopa saldıranların üzerine daha fazla bir şey söylemeye gerek duymasam da söyleyeceğim; pipiniz kopsun.
Pipiniz koparken aranıza; vejetaryenleri seksi olan-olmayan diye ayırdıktan sonra seksi olanlarının fotoğraflarını sankim marifet işlemiş gibi yayınlayanları isterseniz alabilirsiniz.
Yalnız, bir köşede pipi koparma ayini düzenlerken şunu unutmayın; bir grubunuzun çıkmaz, bir grubunuzun da laiklik zannettiği cumhuriyet, Türkiye’de yaşayan Sünni-Alevi-Türk-Kürt ve bir çok farklı kökene dayanan ama yoksulluk ve işsizlik açısından aynı kökten olan insanlar tarafından kuruldu.
Kapitalist yöneticiler, sürekli ülkenin kurucusunun adını ağzına alıp, gösterdiği hedefte yürüdüklerini söylemeyi sever.
Hatırladığım kadarı ile içlerinden biri bir zamanlar rüşvet verdiğini bile söyledi.
Eğer M. Kemal’in hedefleri arasında; siyasi rakibiniz enerji bakanı iken rüşvet verin, Madımak’ta bir otel görünce yakıverin, 17 yaşında oğlunuzu ticarete ittirin, 30 yaşındayken 15 yaşında kızla evlenin, başka bir siyasi parti binasına Allah Allah diye koşturun, laikliği türbana endeksleyip cumhuriyete çıkmaz deyin gibi şeyler varsa ben arabik olmaya hazırım…
Bu satırları anlayacak arkadaşlar; eğer bu yazının 6 mayıs 2008 tarihinde yazıldığını da biliyorsanız, cumhuriyetin nasıl bir çıkar yol olduğunu anlamışsınızdır. Yine de söyleyeceğim; ırkçı, faşist, ruhsuz olmayan bir bağ bu, herkesi olduğu gibi kapsayan bir bağ… yoksa bu bağla ortak düşmana karşı birbirimizi bağlamazsak hepimizi bir ağaca bağlayacaklar ondan şey ettim…
