Bazen

Bazen dinlenmek ister insan. Öyle bir ruh halindeyim.

Bir Karadeniz hali var notalarda… bir ayaklanma başlatır gibi! önden her kim gidiyorsa peşine takılmışsınızda ardınızdan gelen yok.

Bir deniz hali var; karanlık bir deniz fenerinin dibinde Karadeniz’i seyreder gibi bir hal… deniz karanlıkta! sanki çığlık aydınlatacak gibi…

Çığlık kopmazsa gerisi kıyamet…

Müzik kendi halinde ilerliyor. Duygularımın sarmalına bırakıyorum kendimi. Bazen düşünceler çalışmaz. Kalbine bir huzur dolar insanın öyle içine çeker sessiz sedasız belli etmeden.

Bir köşeye sinmiş çocuk resmi olur aşk, karanlığa giden koridordan çıkar gelir ansızın, sütunun dibine sinmiş çocuğu kaldırır ayağa… bir damla düşer dünyaya, dans eder resim çocuğun etrafında… çocuk sessizdir, aşk ahengidir duygularının. Unutur dünyayı da damlanın etrafında çocuk döner, semazenler döner koridorun etrafında, bir Mevlana yüzüdür beliren…

Atlar geçiyor müziğin içinden, kalbim derin bir okyanusa bırakıyor kendini. Yanına bir çocuk umudu almış, elini uzatıyor sağına soluna… kalbim benden bağımsız gidiyor yarına. Benden öte gidiyor.

Hızlı gidiyor!

Yarına güvenle bakmak isteyen bir işçi yüzü, çocuğuna sarılmış bir anne sevgisi, sobanın etrafında dönen bir kedi yumağı, asfalta dökülmüş buğday taneleri!

Güvercinlerin ayak sesleri, güvercinlerin barış çağrıları.

Yayınlandı:  on Nisan 25, 2008 at 10:19 am Yorumlar Kapalı