Ergenekon ve Ekonomi

Eğer biri çıkıp derse ki Türkiye üzerinde oluşan ekonomik krizin gölgelenmesinde, iktidarın bu ekonomik krizi pas geçmek için bir anda darbe karşıtlığına soyunmasında, darbe karşıtlığından ziyade, kendine karşı yapılacak bir darbeyi engellemek için icraatlarına hız vermesinde Ergenekon’un hiç payı yok. Biraz tuhaf kaçar.

Olsun, bu da bir adımdır diye düşünebiliriz. Eğer sivil demokrasisi güçlü bir Türkiye istiyorsak bu da bir adımdır. Nihayetinde böyle girişime kalkışmanın, 1980’de kalkışanların verdiği zarardan ya da fazlasından-eksiğinden sonucu kestirilebilir gözükmüyor.

Çok fazla akıllı cümleler kurmaya, lafı eveleyip gevelemeye gerek yok aslında.

Ne istediğimizi biliyor muyuz?

Türkiye’nin temelde kapitalizm ile bir derdi olduğu kesin..

Üstelik ortada gerici bir gelenekten gelen, Türkiye’nin sivilleşmesinde hiç payı olmamasına rağmen Türkiye’nin sivil yapısından, halkın uğramış olduğu baskı sonucu isyanından faydalanan bir iktidar var.

Şöyle bir tepeden baktığımızda görebildiğimiz gerçek şu ki; mini etekli kadınlardan kaçan, insanları haremlik selamlık toplayan ve her cümlesinden ayrımcılıktan dem vuran bir anlayış, üstelik aydınlanma çağından beri bir çok akademik platformda, felsefe-coğrafya-arkeoloji alanlarında varlığı olmadığı kesinlikle ispatlanmış “tanrı inanışı” ile kendini bağdaştıran.

Nasıl inandıklarına dair kişisel bir hesabım yok sonuçta, bu konuya dair bir fikrim var onu söylüyorum. İsteyen inanır, kadınsa 4. eş olmaktan tutunda dayak yemeye kadar bir çok davranışa katlanır. Erkekse itaat edip çalışarak yoksulluğun altında derdest olmayı sürdürür.

Yalnız inancı için insanları yakmak-öldürmek gibi eylemlere kadar kendini sürükleyen inanışların bir noktada frenlenmesi gerekir.

İşte bu din ile hayatımıza getirilen etkilerin karşısında durmak ki bu etkiler hangi dinden ya da ideolojiden gelirse gelsin sivil demokrasi gereği hakkımız ve insan olmanın verdiği felsefi bir görev.

Pekala, Ergenekon bu karşıtlığın neresinde?

Hayatımıza din ile getirilen kısıtlamaları engellemek için, darbe yapacak, kendisine göre hukuk oluşturacak, oluşturduğu hukuk kurallarına dayanarak idamlar uygulayacak, kaldı ki bu idamlardan sonra bir de işi “asmayalım da besleyelim mi” gibi bir üsluba getirecekse…

Varsın olduğu yerde kalsın…

Çünkü, eğer önü açılsaydı o darbe olurdu, bunu da AKP engelleyemezdi… önünü kapatanlar bizler olmadığımıza göre?

Sadece Ergenekonculara sormalı deliğe kim süpürüldü diye…

Bu yazının ekonomiyle alakasını soracak olanlar sussunlar ve bir daha konuşmasınlar, alakasını görenlerin ise önü bir adım daha açıldı, ileri doğru hem de.

Yayınlandı: on Temmuz 18, 2008 at 1:09 am Yorumlar Kapalı