Düşünürsünüz belki çoğu zaman, hayat nerede, nasıl, ne zaman başladı diye...
Birde hayatın sizin için başladığı bir tarih vardır. Bir yerde, güçlü bir şekilde hissedebileceğiniz andır o sadece, anlatmakla, yazmakla tarifi olmayan. Sadece kendi hissettiğiniz, en bilge olduğunuz o an ve hiç bir şekilde sonunu getiremediğiniz, her yeni gün bir yeni tarife açılan pencere... yani bir adım ileri...
Hikayenin başladığı zamana gittiğimde düşündüğüm şey şu idi; herkesin bir hikayesi, anlatışı ama içinden çıkaramadığı bilgeliği vardır.
Bunu anlatmak ya da paylaşmak zor...
Yine de deneyeceğim. Nihayetinde Adolf Hessler'in mezar taşına yazdırdığı ''denedim'' tümcesinin vardığı nokta, anlatılacak o kadar çok şeye şahit ki. Benim Hessler gibi bir kanlı deneyimim olmayacaksa, denemek için daha çok hakkım olmalı diye düşünüyorum.
Hiç bir kilit kendinden bir önceki kilitten kıymetli olmadığı gibi, her kilidin kendine has özelliği olsa da, kapıyı açanın yüklediği anlamdan öteye bir özellik taşımaz. Bunu Tanrı olarak hissedebilirsiniz ya da Tanrı sizin için başka bir şey olabilir. Gerçek olan Tanrı'nın evreni yaratmak gibi bir zahmete katlanmadığı ise de buna karşılık insanın onu yaratabilmek için katlandığı savaş, yıkım ve felaketlere neden olması gayet anlaşılır...
Hepsi bu...